Türk Dış Politikası ve Katar Meselesi

1,647 Toplam Okunma

Geçmişten Günümüze Türk Dış İlişkileri

   Türkiye, bulunduğu coğrafi konum itibariyle özellikle 19. Yüzyıl sonrası küreselleşen dünyanın önemli bir parçası olmuştur. Konumu itibariyle bu denli hassas ilişkiler kurması gereken, dengelerin her an altüst olabileceği bir bölgede varlığını demokrasi çerçevesinde sürdürmeye çalışan çok az sayıda başka ülkeden söz edilebilir.

    Ortadoğu gibi tarihin her safhasında ideolojik, dini, ekonomik çatışmaların görüldüğü bir bölgeyle komşu olmak aynı zamanda da çağımızın baskın medeniyeti durumunda olan Batıyla istikrarlı ilişkiler geliştirme çabası içinde olmak Türk dış politikasını ve ilişkilerini Atatürk döneminden itibaren zorlu aşamalardan geçirmiştir. Doğu ile Batı arasında bir köprü ve tampon görevi üstlenmek Türkiye’ye zaman zaman hatalara sebebiyet verebilecek büyük sorumluluklar yüklemiştir, birçok iç siyasi ve  ekonomik problemi de beraberinde getirmiştir.

    Dışişleri Bakanlığın’nın resmi internet sayfasında günümüz dünyası ile ilgili şu cümleye yer veriliyor: “Gündemimizdeki konular karmaşıktır ve birçoğu küresel niteliktedir. Siyasi, ekonomik, sosyal ve insani yönler iç içe geçmiştir.” Türk dış ilişkilerindeki anlayış ise şöyle özetleniyor: “…İlkeler önem taşımaktadır. Türkiye, dış politikasını Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenen “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi doğrultusunda yürütmektedir. Türkiye, kapsamlı, barış odaklı ve ilkeli bir vizyona sahiptir. Bu hedefe yönelik tüm imkân ve olanaklarını kullanmaktadır…

 

Katar Meselesi

     Son günlerin gündemden düşmeyen tartışması Katar ve Katar’a uygulanan diplomatik ambargo. Bölgenin aktif ve önemli bir parçası olan Türkiye’nin bulunduğu statü itibariyle Katar krizine sessiz kalması pek muhtemel değildi zira “Katar’ın yanındayız” mesajı verildi.

 

Bölgede İşler Neden Karıştı? Katar’da Ne Oldu?

 Başta Suudi Arabistan olmak üzere, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Libya ve Yemen ve diğer bölge devletlerinden bazıları Katar ile ilişkilerini “terör örgütlerine destek, ülkede aşırıları barındırma, İran bağlantılı terör eylemlerini desteklemek” iddialarıyla kestiklerini duyurdular.  Bazı çevrelerce Katar’ın, Arap Baharı sürecinde etkin rol oynayan Müslüman Kardeşler’e destek vermesinin de krizde etkili olduğu düşünülüyor. Zira Suud, aynı “baharın” kendi ülkesine gelmesini istemez. Türkiye ise krizden hemen sonra sorunların diplomatik müzakereler ve uzlaşı ile çözülmesi gerektiğini açıkladı. Ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok daha farklı bir oyunun oynandığını belirterek Katar’ın yanında olunacağını açıkladı. Bölgenin hâkim irrasyonel siyasi anlayışı göz önüne alınırsa kriz bir süre daha devam edeceğe benziyor.

 

Katar Neresidir?

  Katar küçücük bir Basra Körfezi ülkesidir. Ciddi anlamda küçük hatta bir şehir sayılabilecek boyutta bir ülkedir, emirliktir. Toplam nüfusu 2 milyon 2 yüz bin… Nüfusun çok büyük bir çoğunluğunu ücret almaktan başka hakları olmayan yabancı işçiler oluşturuyor. Kişi başına düşen milli gelir 129 bin dolar, tabi ki sadece Katarlıların milli geliri, işçiler dâhil değil. Zaten küçücük olan ülkenin büyük bir bölümünü de askeri üsler oluşturmaktadır. Amerika’nın Ortadoğu’daki en büyük üssü buradadır. Babalar yurtdışına çıktığında oğulların saray darbesiyle yönetime geçtiği bir ülkedir. Ayrıca ülke sanata hatırı sayılır bir yatırım yapmıştır. Diğer Arap ülkeleriyle çok da örtüşmeyen özellikleri söz konusudur.

Yazar admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir